Beşiktaşlım
Forum Üyesi
- Katılım
- 20 Kas 2023
- Mesajlar
- 15,466
- Puanları
- 0
Beşiktaş, dün akşam favori gösterildiği karşılaşmada Gaziantep FK’yı konuk etti. Siyah-Beyazlılar tempolu oyununa rağmen kronikleşen bireysel hatalar nedeniyle istediği skoru alamadı ve sahadan 2-2’lik beraberlikle ayrıldı.Beşiktaş’ta sorunların sonu bir türlü gelmiyor. Bir yandan yönetim, diğer yandan teknik ekip, hatta oyuncular, her maç sonu ‘bitti-bitiyor-bitecek’ diyerek umut dağıtırken, aksine, geçen her hafta bir yenisi daha ekleniyor. Kaybedilen puanlara şaşırmamak lazım. Aslında Beşiktaş’ın yaşadığı sorunların temeline indiğimizde sorunun sadece alınan skorlar, kaybedilen puanlar değil, kulübün genel yönetim anlayışıyla başlayan daha derin yapısal bir çöküş çıkar karşımıza. Son yıllarda göreve gelen her Beşiktaş Yönetimi, kulübü her yıl yeniden başlayan ama hiçbir zaman tamamlanamayan içi boş bir projeye dönüştürdü çünkü. Kısa vadeli başarı umuduyla yapılan tutarsız transferler, başarısız sonuçlar sonrası değiştirilen teknik direktörler, bozulan kadro bütünlüğü, bozulan planlar, bozulan psikolojiler… Sezon başı parlak hedefler, sezon içi uyumsuzluklar. Yönetimin vizyon eksikliği. Ve sonuçlar ortada.Bir de dün akşam da gördüğümüz ‘Beşiktaş Çocuğu’ kafası var ki, o konuya birazdan geleceğim.Yönetimin bu plansızlığının, doğal olarak teknik ekibe de doğrudan yansıdığını sahada görüyoruz işte. Sergen Yalçın’ın haftalardır oynattığı oyuna ve maç içi hamlelerine bakın, ne demek istediğimi anlayacaksınız.Teknik direktör sık sık değişince, oyun anlayışı da sürekli değişir tabii. Beşiktaş bu konuda yıllardır sürdürülebilir bir yapı oluşturamadı. Bu gidişle de oluşturamayacak.Beşiktaş’ta, yönetiminden teknik direktörüne, kaptanından sağ bekine, taktiğinden sistemine, saha içinden-dışına… neresinden tutsan elinde kalıyor. Beşiktaş’ın bugünkü durumuna baktığımda iyimser olmak için hiçbir neden bulamıyorum. Sizin yapacağınız işi, eminim çok daha iyi yapacak birileri çıkar.Tepeden tırnağa kulübün tamamına söylüyorum bunu.Dünkü maç özelinde ilerlersek, Beşiktaş’ı yakından tanıyan Burak Yılmaz, orta alanı kalabalık tutarak maça başladı. Defansın dağınık ve kırılgan yapısının, Beşiktaş’ın en büyük zaafı olduğunu biliyor. Bunu herkes biliyor. ‘Arkaya atılan bir-iki topla pozisyon bulurum nasılsa, biri de çıkar hata yaparsa, tadından yenmez’ diye düşündü, buldu da.Hata, zaten Beşiktaş defansının göbek adı. Her hafta biri çıkıp, tertemiz bir hataya imza atıyor. Rakip de golü. Bugüne kadar oynanan bütün maçlarda puan kayıplarının temel nedeni, Beşiktaş savunmasının bireysel hatalarıdır.Bir hafta Ndidi, sonra Emirhan ve sırayla diğerleri… Beşiktaş forması giyen, profesyonel futbolcu Gökhan Sazdağı kardeşimiz, o pozisyonda defansının son adamıyken o topu ayağından kaçırırsan, elin oğlu gelir… skoru değiştirir mesela.Gelelim şu duygu yüklü, meşhur ‘Beşiktaş Çocuğu’ kafasına. Son yıllarda sıkça duyduğumuz ve aidiyet duygusunu pazarlayan bu romantik yaklaşımın, ne yazık ki Beşiktaş’ı ileriye taşıdığını hiçbir zaman göremedik. Bu kafanın en güzel örneklerden ikisi dün akşam da sahadaydı. Rıdvan Yılmaz ve takım kaptanı Orkun Kökçü.Rıdvan gibi, bu kadar etkisiz, bu kadar katkısız bir kanat oyuncusunun Beşiktaş’ta işi ne? Yenilen ikinci goldeki rolünü yazmıyorum bile. ‘Rol’ dedim de aklıma geldi, bence Rıdvan çok iyi futbolcu rolü yapıyor.Bir de her duran topa koşan, ama hiçbirini etkili kullanamayan, 15 hafta geçmesine rağmen takıma ufacık bir katkı sağlayamayan ve kaptanlık pazubandını gururla taşıyan Orkun Kökçü’sü var Beşiktaş’ın.Profesyonel futbolda ‘mahallenin çocuğu’ gibi hikayelere yer yoktur. Beşiktaş’ın artık bu boş, duygusal söylemleri bir kenara bırakması ve performansa, oyuncunun takıma yaptığı katkıya bakması gerekir.Ahmet Ince/FotosporHABER1903 farkını yaşamak için İNDİR..