Beşiktaşlım
Forum Üyesi
- Katılım
- 20 Kas 2023
- Mesajlar
- 15,466
- Puanları
- 0
1979-1980 sezonunda İtalya Serie A ve Serie B'den bazı kulüplerin, yöneticilerinin ve futbolcularının da aralarında bulunduğu, maç sonuçlarına yönelik bahis yapıldığını ortaya çıktığı şike skandalından bugün yaşadığımız bahis fırtınasına. İtalya Futbol Federasyonu Disiplin Komitesi'nin 1979-80 sezonuna ilişkin yapmış olduğu incelemeler sonucunda 18 Mayıs 1980 tarihinde vermiş olduğu karar, tarihe Totonero skandalı olarak geçecektir. Massimo Cruciana ve Alvaro Trinca isimli işadamlarının yaşlı futbolculara para vererek bahis düzenlemeleri ve şike yapmaya teşvik etmeleri tespit edilmiştir. Bunun sonucunda da Milan ve Lazio'nun ligden düşmesine, Avellino, Bologna, Perugia, Taranto ve Palermo'nun puanlarının silinmesine karar verilir. Ayrıca 20 oyuncu ve 2 yönetici ağır cezalar verilir.İtalya bu olaydan 2 sene sonra 1982 Dünya Kupası'nda o zamanın olaylarının baş aktörü olan Paolo Rossi'nin kahramanlaşmasıyla başka boyut kazanmıştı. Gol kralı olan Paolo Rossi'yi kimse geçmişiyle anmadı sanırım krallık böyle bir şey. İtalya 8 sene sonra yine bir kral çıkardı Salvatore Schillaci..Tutkuyla sevdiğimiz, uzak ve yalnız ülkemizde de buna benzer olaylar oluyordu ama tek farkla biz adına “şike” değil “teşvik” diyorduk ve teşvik etmek ise serbestti. Şampiyonluk için yarışan iki takımdan Beşiktaş ve Galatasaray’dan birisi yani Galatasaray rakibinin oynayacağı takıma Malatyaspor’a “teşvik” veriyordu ve bunu da gizlemiyordu. Çünkü minareye göre kılıf hazırdı. Madem cömertsin, o kadar da paran var o zaman git daha zorda olan kulüplere bu teşviki ver, neden rakibinin oynayacağı takıma veriyorsun diyen bile çıkmadı. Türkiye’de futbolu yerinden oynatan 3 Temmuz süreci yaşanırken, “Aykırı Sorular” programında, gazeteci Enver Aysever’in; “Türkiye’de şike var mı?” sorusuna bir dönem Fenerbahçe’de yöneticilik yapmış Ömer Çavuşoğlu;”Var tabiki!” cevabını veriyor ve “siz şike yaptınız mı?” sorusuna “Ben o yetkiye sahip değildim. Şikeden sorumlu değildim” cevabını kahkahalarla veriyordu. Türkiye’de her şey yapanın yanına kâr olarak kalıyor hatta bu açıklamaları yapanlar gazetelerin spor sayfalarında köşe yazarlığı yapıyor, ekranlarda ortaya koydukları futbolu yorumlamaları için adeta ödüllendiriliyorlardı. O günden bugüne geldik, konu “bahis” işin içinde binlerce futbol insanı var. Gazeteler olayı “bahis” üzerinden değil “reyting” üzerinden değerlendiriyor çünkü reyting demek her şey demektir. Ülke futbolu karanlık zihniyete sahip işadamlarının kaderine bırakılınca ve bu yaşananları onuncu köyün yabancısı gibi izleyen işadamlarının sahip olduğu gazeteler ve bu gazetelerde “nalıncı keseri” gibi kendine çalışan sözde “gazeteciler” olunca siz futbolseverler daha çok gazetelerde ve sosyal medyada bu işin geyik muhabbetiyle avunursunuz. Mesela son muhabbet şu “yeni isimlerde Fenerbahçeli ve Galatasaraylı futbolcu yok.” “en temiz biziz” “Beşiktaş ise ateşe atılmaktadır.” Necip ve Ersin TFF ve herhangi bir kurumu tarafından “suçlu” ilan edilip basına malzeme yapılmıştır. Beşiktaş kulübü yönetimleri bu işin sonunda bu iki futbolcusunun adı temize çıkarsa TFF’ye maddi, manevi her davayı açmalıdır. Bu işler nereye varır? Ülke gerçeğini göz önüne alırsak hakem, futbolcu, yönetici kesimlerinden birkaç isme ceza verilir o kadar. Kimse çok fazla bir şey beklemesin…İtalya yaşadığı olayda suçlusunu 2 sene sonra tüm dünya önünde kral ilan etti peki Türkiye? Bu iş UEFA nezninde incelenirse sen kahraman çıkarmak için Dünya Kupası’na bile gidemeyeceksin ve tüm kötü kahramanlar ile kendi sınırlarında yola devam edeceksin.Eyüp Yardımcı / Fotosporduhuliye.comHABER1903 farkını yaşamak için İNDİR..