Beşiktaşlım
Forum Üyesi
- Katılım
- 20 Kas 2023
- Mesajlar
- 15,466
- Puanları
- 0
Beşiktaş, 2025-26 sezonunun ilk yarısının son maçında Çaykur Rizespor’u Dolmabahçe’de ağırladı. Sakat ve cezalı oyuncular nedeniyle ideal 11’inden uzak bir kadroyla sahaya çıkan Siyah-Beyazlılar, beklentilerin altında kalan bir performansa rağmen sahadan 1-0’lık galibiyetle ayrılmayı başardı. ‘Başardı’ diyorum, çünkü maç uzun süre dengede gitti. Özellikle ikinci yarının bazı bölümlerinde Rizespor oyunun kontrolünü eline aldığı ve Beşiktaş kalesinde ciddi tehlikeler yarattığı, elimiz kalbimizde izlediğimiz sahneler yaşandı.Son düdükle skor tabelası Beşiktaş lehine olsa da sahadaki vasat oyuna rağmen, tabii ki 3 puan önemliydi. Sahada o eski günlerdeki Beşiktaş’ı görmek isteyen taraftar için ‘1-0 olsun bizim olsun’ anlayışı artık tatmin edici değil, bu masallar çoktan çöktü. Tribünler sadece skora değil, oyuna, mücadeleye ve sahaya kimliğini yansıtan bir takıma özlem duyuyor. Oyun istiyor, karakter istiyor, mücadele istiyor. Sadece dün akşamki maç özelinde değil, sezonun ilk yarısındaki Beşiktaş’a baktığımızda ortada ne kimlik görüyoruz ne de takım. Sahaya baktığımızda, oyun planı yok, ne oynandığı belli değil, taktik desen taktik değil. Santrafor, santrafor değil. Defans, defans değil. Bekler, bek değil. Hatta hiç değil. Bir-iki oyuncuyu çıkar, takım, takım değil. Gerçek şu ki; dağınık, ruhsuz ve ne yaptığına dair en ufak fikri olmayan bu oyuncuların büyük bir bölümü Beşiktaş’a hiç yakışmıyor. Aksini iddia eden biri varsa, Beşiktaşlı’lığından şüphe duyarım. Sadece saha içiyle de bitmiyor ki mesele. Dışarıda da aklımızın sınırlarını zorlayan hikayeler dönüyor. Kulüp bütünlüğünün böylesine kaybolduğu, disiplinden uzak bir dönemi daha önce hiç hatırlamıyorum. Birinin başı döner, karnı ağrır antrenmanlara çıkmaz, biri canı sıkılır maçlara çıkmaz, diğeri kafasına göre takılır, biri ‘takımı ben kurmadım’ der, sorumluluk almaz, hakemler maçı yer, kimse çıkıp masaya yumruğunu vurmaz. Ne lider var ortada, ne de otorite.Bu ne rahatlık, bu ne umursamazlık? Derin bir disiplinsizlik ve ciddiyetsizlik var takımda. Şöyle 6 okkalı birinin çıkıp, ‘ne oluyor beyler?’ diye sorması lazım-dı, bu sezon için de geç kalındı. Koskoca sezonun ilk yarısı bitti. Ağzımızın tadı da kaçtı, ayarı da… Futbolun yüzde 50’si teknik yetenek ve fiziksel beceri, kalan yüzde 50’si de futbol zekasıdır. Beşiktaş, teknik olarak belli bir seviyede olabilir -ki yeterli değil, bu sezona baktığımızda sahadaki oyun, kalan yüzde 50’nin eksikliğini bize açıkça gösterdi. Beşiktaş sıradanlaşmaya, hatta daha kötüsü bunu kabullenmeye başladı. Bu sorunlar çözülmediği sürece bu skorlar, alınan galibiyetler, bu kötü oyunu maskelemekten öteye geçmez. Maç sonu açıklamalarında bireysel hatalara dikkat çeken Sergen Yalçın’a, geçen haftaki yazımda, sayesinde çok puan verdiğimiz Gökhan Sazdağı’nı ilk 11’de oynatmamasını bir çözüm önerisi olarak sunmuştum. Bu hafta Gökhan’ı -uzatmaları saymazsak- 90 dakika sahada görmediğimiz için Sergen Hoca’ya teşekkür ederim. Tabii bu hamle tek başına yeterli olmaz. Darısı Rıdvan’ın da başına. Abraham’ın da. Ah o Rıdvan ki… eyvah eyvah. O ne yaptığını bilmiyor, ben onun için ne yazacağımı… Ahmet Ince/FotosporHABER1903 farkını yaşamak için İNDİR..