Beşiktaşlım
Forum Üyesi
- Katılım
- 20 Kas 2023
- Mesajlar
- 15,466
- Puanları
- 0
Müjdat Gezen ve Kandemir Konduk’un beraber yazdıkları, bir dönem çokça izlenen eğlenceli bir oyundu. Ama bu defa “Artiz Mektebi” olarak ülkede bu işi üstlenen ne yazık ki Galatasaray var.Son yıllarda o kadar çok maçta artistlik sergiliyorlar ki sonunda “Bizim mesleğimizi de elimizden alacaklar galiba” diye düşünmeye başladım. Artık şuna kesin emin oldum: Antrenmanlarda özel olarak çalıştırılıyorlar.Bu işin kralı Mertens’ti. Torreira da her geçen maçtan sonra artistliği iyice ilerletti. Anlaşılıyor ki takıma sonradan katılanlar da maşallah her yolu hızla öğreniyor.Maçın ilk dakikasıyla beraber hakemin verdiği her karara topluca itiraz… Okan Buruk’un elle kolla taraftarı da tahrik ederek hakemi etki altına alma çabaları artık kabak tadı vermeye başladı. İkili mücadeleyi kaybediyorsan hemen kendini yere bırak. Omzuna el çarpıyorsa yüzünü tut, yerlerde yuvarlan. Takım yorulduğu zaman yerde yat, herkesi dinlendir. Sakatlık bahanesiyle ayağın kırılmış gibi kenara gel, devamında ceylan gibi uçarak sahaya dal!Liverpool hocası bile gülerek bunlarla dalga geçti. Barış Alper’in yüzüne gelen hafif darbeyi sanki burnu kırılmış gibi abartarak penaltı hırsızlığı yaptığını bile söyledi adam. Daha ne desin? Liverpool ve Beşiktaş maçındaki sahtekârlıklardan adamlar klip yapmış, dalga geçiyorlar.Ama ne gam… Türkiye’de zaten hakemler bilerek ya da bilmeyerek bu numaraları yediğine göre — aynen devam! Şartlar kazanmaya hizmet ediyorsa aynen devam! “Ne olursa olsun kazanalım da gerisi hikâye.”Bizim maçtan sonra kopan yaygara nasıl? Hakem oyunu başlatmış, üç pas sonra oyunu durdurmuş; kural hatası varmış! Hadi bakalım, yiyorsa maçın tekrarını isteyin. İsteyemezler, çünkü tekrarında maçın böyle bedavadan atılmış bir golle berabere bitmeyeceğini iyi biliyorlar.Bir taraftan Yasin Kol’un veremediği kartları ve kararları unutturmak, ilgiyi başka birine yıkmak daha kolay tabii. Bu maçta Galatasaray’ın 8 kişi kalması gerekiyordu, ondan söz eden yok. Ne güzel hayat valla, bravo!Osimhen’in aynı pozisyonda iki kere kırmızı görmesi gerekirken, tarafları birer sarı kartla cezalandırıp yapılan eyyamın kralına ne demeli? Yerdeyken oyuncumuzun kasıklarına tekme, yetmedi kalkıp Emirhan’ın boğazına atlamak ne demek oluyor? Kimse kusura bakmasın; net kırmızı, hatta iki kere kırmızı!Hatırlarsanız Orkun’a çift bacak atlayıp yere yıkan oyuncuya sarı bile verilmezken, rakibini görmeden ayağını kurtarmaya çalışan Orkun’a tereddütsüz kırmızıyı yapıştırdılar. Burada her şey bilerek, kasıtlı yapılıyor.Limon yemiş gibi bir yüzle maç yönettiğini sanan Yasin Kol olayı hemen geçiştiriyor. Oyuncumuz gole gidiyor, adam arkadan gelip ayağına basıyor, yere yıkıyor. Ofsayt falan yok ama ona da bir kılıf uyduruluyor.Bahsettikleri kural hatası Trabzon maçında yapıldı. TFF Başkanı kıyameti kopardı, “Arda Kardeşler’in hakemliği bitti” dendi. Aaa, bir baktık 15 gün hak mahrumiyeti verilmiş, o kadar.Bu ne demek? “Evladım, 15 gün dinlen; herkes seni unutur nasıl olsa. Sonrasında bize lazımsın.”Koşu testlerini geçemeyen, hatta üçüncü sınavı kimse görmesin diye sabahın 6.30’una alınan Halil Umut Meler’i de unutmadık. Ne oldu? “Hakkınızı helal edin, bırakıyorum artık.” diyen adamı Samsun–Fenerbahçe maçına verdiler!Ne vazgeçilmez adamlarmış arkadaş… Bunların ikisi de Beşiktaş’ı katletmeleriyle şöhret yapmış insanlar. Madem bu kadar vazgeçilmez olduklarını birileri bize anlatsın!Bu kadar kıymetliyse bu hakemler, niye Avrupa vitrininde yoklar? Birine “Hakemliği bırak.” diyorsun, öbürü “Ben bıraktım.” diyor; bir bakıyoruz yine sahadalar!Artık yeter! Olmayan ülke futbolunu “Artiz Mektebi” Galatasaray’a ve bu hakemlere bıraktınız. Ortada rekabet kalmadı, seyir zevki kalmadı, tat kalmadı, heves kalmadı… Çünkü ortada adalet isteyen bir camia yok.Kendisine farklı ve iltimaslı davranılmasını bekleyen, maç programları ve Avrupa dönüşü fikstürü ayarlanmış bir takım var. Belli ki TFF’nin futbolun alt ve üst kurumlarında, hatta MHK içinde bile yaptırım gücü var. Ortadan maç yöneten, gördüğünü çalan hakemlere karşı kasıtlı bir sindirme ve gözdağı politikası var. “Benim işime taş koyarsan en az 4 hafta kızağa çekilirsin.” “Aldığın evin ve çocuklarının okul taksidinin ödenmemesi var, ona göre.” O yüzden çok rahatlar!İkili mücadelelerde en küçük teması bile yerden yere atlayarak abartanlar artık affedersiniz, işin bokunu çıkardılar. Uzaktan sniper’la vurulmuş gibi yerlere atlayanları da gördük hep beraber.Böylesine şımartılmış ve kollanan bir takım, toplumun gözünde sempati kazanacak hâliyle yok tabii. Tam tersine nefreti körüklüyor.Eskiden “Ne de olsa ülke puanı önemli, inşallah başarılı olurlar.” diyen çok büyük bir kesim artık tam tersine, “İnşallah üçer beşer yerler, rezil olurlar.” demeye başladı. İşin bu tarafı hem üzücü hem de düşündürücü.Beşiktaş tarafına gelince… Ligin henüz başındayız. Şimdiden “Gitti şampiyonluk” safsatalarına kulak asmayın. Milli aradan sonra eksik olan taraflarımızı hızla geliştireceğiz ve yine şampiyonluğu kovalayacağız.Yerlerde taklalar atarak değil, rakip eksik kalsın diye türlü dümenler çevirerek değil, hakemi etki altına alarak hiç değil… Erkekçe, mertçe, dürüst mücadele ederek yarışın içinde olacağız ve yukarıyla puan farkını kapatacağız.Ama nasıl olacak? GS’nin ve FB’nin elinde 24 kişilik oyuncu kadrosu var. Önemli olan kalabalık bir vitrinin olması değil sevgili Beşiktaşlılar.Unutmayın; tarihin en karamsar döneminde, Covid virüsünün boşalttığı tribünlerde 13 kişiyle şampiyon olduk Sergen Hoca’yla… Yine şampiyon olacağız! Zafer Algöz/duhuliye.comHABER1903 farkını yaşamak için İNDİR..